Showing posts with label haber/news. Show all posts
Showing posts with label haber/news. Show all posts
Wednesday, September 10, 2008
Earthlings'ten...
http://www.imdb.com/title/tt0358456/
Labels:
çevre/environment,
eğitim/education,
haber/news,
video
Saturday, July 26, 2008
gavur yapıyor: "happiness is not to have more but to be more"
conrad schmidt adında bi kanadalı kalkıp hayalimdeki siyasi partilerden birini kurmuş: work less party.haftalık çalışma saatlerinin 4 gün ve 32 saatle sınırlandırılmasını istiyorlar. desteklemek lazım tabii, çok faideli olur. web sitelerindeki belgeselimsi vidodan çıkardıklarım:kendisine, sevdiklerine, hobilerine ve vs.lerine daha fazla vakit ayıran insanlar daha "mutlu" olmak suretiyle daha iyi birer çalışana dönüşebilirler öncelikle (tamam, sanırım bu dediğim onların gerekçelerinden biri değil.) sonracığımaaa...
daha az çalışma -> daha az üretim -> daha az tüketim (ki hastası olduğum bi akıl yürütme)
ayrıcana: bir insanın haftalık çalışması 32 saatle sınırlanırsa ve illa daha fazla üretmek için kıçını yırtarsa sevgili işverenler, hoş bi şey olur: işsizlik azalır! herkes çalışır ama daha az.
ha bi de, psikopat gibi üretmenin ve sınırsız ekonomik "büyümenin" sadece bir hayal olduğunu söylemiş sevgili profesörlerimiz. büyü büyü büyü nereye kadar kardeşim?! sonunda "dünyalara sığmam, taşarım!" durumu olcek.
velhasıl kelam, günün birinde kanada vatandaşı olursamsa oyum bu adamadır, o zamana kadar pes etmezse.
ancaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaakkk, işler bu elemanların "avrupa birliğinde kaput başına co2 emisyonu kuzey amerika kıtasında kaput başına co2 emisyonunun yarısı kadar" diye ahkam kesmeleriyle bitmiyor. maalesef(!) dünyamız kuzey amerika ve avrupa kıtalarından ibaret değil. (olsa ne güzle olurdu di miiiaaaaa) bunun çin'i var, hindistan'ı var, brezilya'sı var.. manyak gibi kömür mömür yakıp sera etkisi yaratıyolar hem de. ki bu da iyi sayılır hadi. bu ülkeler de bi süre sonra yeşil enerjiye geçti diyelim, bunun daha afrika'sı var kardeşim. adamlar aç! nerden başlayacaklar? kaput başına süper-az co2 şettiren sarışın avrupalılar afrikalıların kara kaşı kara gözü için gidip oralarda yel değirmenleri ve güneş enerjisi sistemleri mi kurcaklar? (külahım oralarda bi yerlerde.. anlatınız.)
tamam, yerel hareket etmek lazım ama bi de küresel bi durum söz konusu. çin'i kim durduracak? "3.dünya ülkelerindeki" insancıkları kim "insan" haline getircek? body shop'un yaptırdığı çilek kokulu body butter'larla olmuyo bu işler. yani, iyisiniz hoşsunuz da, görmezden gelinmek hoşuma gitmiyor sayın schmidt!
yazımı bitirirken size başarılar diliyor ve "haftada 4 gün çalışırım, kalan zamanımda da parti parti partizani yaparım" tribinizin tayland'da günde bikaç cent'e çalıştırılan çocuklara yenilerini eklememesini umuyorum. bi iş yapıyosanız adam gibi yapınız. gözlerinizden öperim.
ayrıca bunu yapan bunu da yapmış: world naked bike ride
kardeş orgnaizasyon için bakınız: take back your time
ilham perim olan ntvmsnbc'nin ayrıntılı haberini de okuyunuz.
Sunday, June 1, 2008
kıyamet alametlerinden
"... Sex and The City filminin ilginç katkılarından biri de bir turizm firması tarafından başlatılan 4 günlük lüks özel turlar. Bedeli 15 bin dolar olan Sex and The City turuna katılanlar dizi kahramanlarının gittikleri barları, yemek yedikleri restoranları, alışveriş yaptıkları özel butikleri, güzellik salonlarını geziyor.Her 90 saniyeye bir kıyafetin düştüğü filmde 300 farklı tasarım kullanılıyor. Dizinin moda ikonu Sarah Jessica Parker, film boyunca 81 kostüm giyiyor. Filmdeki oyuncuların giydikleri giysiler henüz mağazalarda bile yok. Çekimler boyunca her gün 2 buçuk milyon dolarlık özel tasarlanan mücevherler kullanıldı. ..."
Sinem Dönmez, Cumhuriyet Hafta Sonu (31 Mayıs 2008), sayı: 105, sayfa: 6.
Saturday, May 31, 2008
Sunday, April 27, 2008
dininin hastasıyım amca
yine haber vermeye geldim. bir sübyancı tecavüzcüden bir de bilmemkaç karılıdan. ortak noktaları hiper-"dindar" olmaları. o kadar dindarlar ki, peygamberi taklit edebilmek için ellerinden geleni yapıyorlar:
1- "... Bursa'da 9 Ocak 2003 tarihinde Nilüfer Evlendirme Dairesi'nde, kendisinden 50 yaş küçük hafız Ayşe Yılmaz'la nikah masasına oturan ve uzun süredir aşırı dinci Vakit Gazetesi'nde köşe yazarlığı yapan Hüseyin Üzmez Mudanya'da gözaltına alındı. İnegöl İlçesi'nde oturan 14 yaşındaki B.Ç.'ye tecavüz ettiği iddia edilen Hüseyin Üzmez'le birlikte küçük kızın annesi ve babasının da Mudanya Emniyet Müdürlüğü'ne götürüldü. ...
... Hüseyin Üzmez'in birlikte olduğu 14 yaşındaki B.Ç. ve babasının şikayeti üzerine gözaltına alındığı ortaya çıktı. B.Ç.'nin annesi L. Ç. ise ‘Kızını fuhuşa zorlamak’ suçundan tutuklandı. ...
... Adının açıklanmasını istemeyen Ç. ailesinin bir komşusu, mobilyacılık yapan baba B.Ç.'nin geçen Salı günü kızı B.Ç.'yi dövdüğünü ve ailenin küçük kıza Hüseyin Üzmez'le birlikte olması için baskı yaptığını ileri sürdü. ..."
bu adam şimdi 78 yaşındaymış. ne diyelim? maşaallah valla.. ne diyebiliriz ki?
vakit ne demiş? "çirkin komplo", "çirkin komplo", "çirkin komplo"...... eminim öyledir.
"Hüseyin Üzmez'in 5 yıl önce Bursa'da nikah kıydığı kendinden 50 yaş küçük Ayşe Yılmaz'ın ailesi bu evliliğe karşı çıkmış ve nikaha gitmemişti.
Bursa'nın Arabayatağı Mahallesi'nde kuruyemişçilik yapan kayınpeder Mustafa Yılmaz sonradan bu evliliği onayladıklarını, “Peygamber Efendimiz de Ayşe anamız 9 yaşındayken evlenmişti. Kızımın evlenmesine ilk zamanlar karşıydım ama sonradan normal karşıladım” demişti."
.... saygılar.
4 saat sonra gelen güncelleme:
olayın içinde kızın anası da varmış. burda.
hüseyin beyin biyografisi şurda. (az daha katil oluyomuş)
suikastın gerekçeleri ise burda. aferin.
2- "... Eğer bir ihtiyaç sözkonusuysa evlenirsiniz. Ve bütün ihtiyaçlarını üstlenirsiniz. İkinci, üçüncü evliliklerin bir bedeli var. Evinin kirasını öder, çocuklarını okutursunuz. Baba olarak da sizi tanır, hayat bu şekilde devam eder. Ama bunlar sadece kendi ihtiyaçlarını karşılayıp, paçavra gibi atıyorlar. Bu kadın haklarına yapılacak en büyük saygısızlık ve hakaret. Kadın saygı duyulması gereken bir varlık. Allah’ın yeryüzündeki en büyük sanatı insan. İnsanı kadın dünyaya getiriyor. Bu kadar kutsal kadına toplumda büyük saygısızlık var. ..."
saygı duyuyosun demek.... bilmukabele.
"... Birileri rızasıyla evleniyorsa kimsenin bir şey demeye hakkı var mı? Ama hukuksal olarak haklarını yerine getirmezseniz, buna inancım da şiddetle karşı çıkar, ben de. Bizim inancımızda mecbur olsa bile, düşünülebilecek en son şey boşanma. Evlilik kutsaldır. Peygamberimize de bu hususta bize göre Allah daha fazla hak tanımış. Allah’ın tanıdığı bu hakkı da kimse Peygamber’in elinden alamaz. Eğer bir adam Müslümansa, Peygamber’i tanıması yeterlidir, kimseye bakmasına gerek yok. Benim kitabımda Peygamber var. Hukuksal olarak endişem yok. ..."
al hadi... buna ne diceksin? peygamber harem kurmuşken hele? haklı valla adam.
"... Mustafa Karaduman, "Eğer tekeşlilik mümkün olsaydı umumhaneler, kerhaneler olmazdı. Yasal olan her şey doğru mu?" dedi. ..."
tekeşlilik mümkün mü değil mi bilinmez.. ama anlamıyorum, erkekler için mümkün değilken kadınlar için nasıl mümkün oluyor?
paygamberin tayfası tarafından (bkz. 2)"azledilen" kadınlar bundan sonra ancak "satılabilecekken", erkekler neden buldukları her deliğe girmelidirler? e peki, cenab-ı rabb'il alemin niye erkek /kadın oranını 1 /5 yapmamış?
neyse bunları söylemek bana düşmez. linklere buyrun:
Muhammed'in Cinsel Hayatı 1
Muhammed'in Cinsel Hayatı 2
izin sağlam yerdenmiş. 9 yaşındaki kızlarla rahat rahat evlenip gerdeğe girebilirsiniz.
1- "... Bursa'da 9 Ocak 2003 tarihinde Nilüfer Evlendirme Dairesi'nde, kendisinden 50 yaş küçük hafız Ayşe Yılmaz'la nikah masasına oturan ve uzun süredir aşırı dinci Vakit Gazetesi'nde köşe yazarlığı yapan Hüseyin Üzmez Mudanya'da gözaltına alındı. İnegöl İlçesi'nde oturan 14 yaşındaki B.Ç.'ye tecavüz ettiği iddia edilen Hüseyin Üzmez'le birlikte küçük kızın annesi ve babasının da Mudanya Emniyet Müdürlüğü'ne götürüldü. ...
... Hüseyin Üzmez'in birlikte olduğu 14 yaşındaki B.Ç. ve babasının şikayeti üzerine gözaltına alındığı ortaya çıktı. B.Ç.'nin annesi L. Ç. ise ‘Kızını fuhuşa zorlamak’ suçundan tutuklandı. ...
... Adının açıklanmasını istemeyen Ç. ailesinin bir komşusu, mobilyacılık yapan baba B.Ç.'nin geçen Salı günü kızı B.Ç.'yi dövdüğünü ve ailenin küçük kıza Hüseyin Üzmez'le birlikte olması için baskı yaptığını ileri sürdü. ..."
bu adam şimdi 78 yaşındaymış. ne diyelim? maşaallah valla.. ne diyebiliriz ki?
vakit ne demiş? "çirkin komplo", "çirkin komplo", "çirkin komplo"...... eminim öyledir.
"Hüseyin Üzmez'in 5 yıl önce Bursa'da nikah kıydığı kendinden 50 yaş küçük Ayşe Yılmaz'ın ailesi bu evliliğe karşı çıkmış ve nikaha gitmemişti.
Bursa'nın Arabayatağı Mahallesi'nde kuruyemişçilik yapan kayınpeder Mustafa Yılmaz sonradan bu evliliği onayladıklarını, “Peygamber Efendimiz de Ayşe anamız 9 yaşındayken evlenmişti. Kızımın evlenmesine ilk zamanlar karşıydım ama sonradan normal karşıladım” demişti."
.... saygılar.
4 saat sonra gelen güncelleme:
olayın içinde kızın anası da varmış. burda.
hüseyin beyin biyografisi şurda. (az daha katil oluyomuş)
suikastın gerekçeleri ise burda. aferin.
2- "... Eğer bir ihtiyaç sözkonusuysa evlenirsiniz. Ve bütün ihtiyaçlarını üstlenirsiniz. İkinci, üçüncü evliliklerin bir bedeli var. Evinin kirasını öder, çocuklarını okutursunuz. Baba olarak da sizi tanır, hayat bu şekilde devam eder. Ama bunlar sadece kendi ihtiyaçlarını karşılayıp, paçavra gibi atıyorlar. Bu kadın haklarına yapılacak en büyük saygısızlık ve hakaret. Kadın saygı duyulması gereken bir varlık. Allah’ın yeryüzündeki en büyük sanatı insan. İnsanı kadın dünyaya getiriyor. Bu kadar kutsal kadına toplumda büyük saygısızlık var. ..."
saygı duyuyosun demek.... bilmukabele.
"... Birileri rızasıyla evleniyorsa kimsenin bir şey demeye hakkı var mı? Ama hukuksal olarak haklarını yerine getirmezseniz, buna inancım da şiddetle karşı çıkar, ben de. Bizim inancımızda mecbur olsa bile, düşünülebilecek en son şey boşanma. Evlilik kutsaldır. Peygamberimize de bu hususta bize göre Allah daha fazla hak tanımış. Allah’ın tanıdığı bu hakkı da kimse Peygamber’in elinden alamaz. Eğer bir adam Müslümansa, Peygamber’i tanıması yeterlidir, kimseye bakmasına gerek yok. Benim kitabımda Peygamber var. Hukuksal olarak endişem yok. ..."
al hadi... buna ne diceksin? peygamber harem kurmuşken hele? haklı valla adam.
"... Mustafa Karaduman, "Eğer tekeşlilik mümkün olsaydı umumhaneler, kerhaneler olmazdı. Yasal olan her şey doğru mu?" dedi. ..."
tekeşlilik mümkün mü değil mi bilinmez.. ama anlamıyorum, erkekler için mümkün değilken kadınlar için nasıl mümkün oluyor?
paygamberin tayfası tarafından (bkz. 2)"azledilen" kadınlar bundan sonra ancak "satılabilecekken", erkekler neden buldukları her deliğe girmelidirler? e peki, cenab-ı rabb'il alemin niye erkek /kadın oranını 1 /5 yapmamış?
neyse bunları söylemek bana düşmez. linklere buyrun:
Muhammed'in Cinsel Hayatı 1
Muhammed'in Cinsel Hayatı 2
izin sağlam yerdenmiş. 9 yaşındaki kızlarla rahat rahat evlenip gerdeğe girebilirsiniz.
Friday, April 25, 2008
yallah namaza ! yoksa işte böyle olur mazallah :
işte geçen hafta bir lisenin din dersi kapsamında izletilen ve öğrencilerde davranış bozukluğuna neden olan hiper-dandik bi arap filmi. kesinlikle iğrenç ve dinden imandan nefret ettiren bi film. ibret olsun diye izlemekte yarar varmış, "bilenler" öyle diyo :)
Friday, March 14, 2008
haberleeeeeeer haberleeeeeerrr!
günün en önemli haberi sosyal güvenlik reformunu(!) protesto için yapılan eylemler olmalıyken -ki biz de katıldık sayılır yarım saat ders yapmayarak- akp'nin kapatılma mevzusu oluverdi. "oh oh ne güzel" diyoruz.. diyo muyuz? bilmiyoruz.. bilirkişiler çıksın konuşsun bakalım önce, herkes ne diyeceğini şaşırmış gibi.. o arada şunlara bakalım:
ilk haberimiz on yıl boyunca sahte diplomayla doktorluk yapan bi hatunla ilgili. kendisine inanamamakla birlikte, kutluyorum efendim. sahte belgeyi tanıyamayan devletimize ve sahte belgeyi onaylayan şerefsiz ve açgözlü -hangisi açgözlü değil ki- noterimize selam ederim.
psikopat milli eğitim müdürünün eğitim anlayışına buyrun. neyse ki paçayı kurtardık liseden. hadi üniversitemiz de iyiydi hoştu. sıra ülkeden paçayı kurtarmakta. takılın abicim siz arınız balınız ve peteğinizle.
son olarak da, genel kültürümüzü şeeedelim diyerekten şuna da bakmakta fayda görüyorum. ispanyolca konuşulan ülkelerdeki "juan perez" ve "sultano" olaylarına dikkatinizi çekerim efenim, hastası oldum :) arapça/farsça konuşan ve/veya bunlardan aşırı derecede etkilenmiş ülkelerdeki "falan" hedesine de dikkat... sevgili memleketimizi de "sarı çizmeli mehmet ağa" başarıyla temsil ediyor. ancak eksik buldum çalışmayı. ahmet, mehmet, ali, veli, ayşe, fatma neredeler?
neyse.. gavurun anketi bu kadar olur diyor, sizleri -ortalama yaşam süremiz 90 olduğu için- ülkemizdeki ilerici ve refah yükseltici sosyal güvenlik sistemiyle başbaşa bırakıyorum. 65 yaşında açlıktan hep beraber ölücez en azından. (yani elli kere söyledik; salacan bunların üstüne dexter'ı, bak bakalım bi daa yapıyolar mı?! kapatsınlar ulan. yeter be bunların kazmalığından çektiğimiz! bakkalların yüzkarası dolandırıcı herif.. konuşmuyorum işte. demiyorum hiçbi şey. ne haliniz varsa görün.)
ilk haberimiz on yıl boyunca sahte diplomayla doktorluk yapan bi hatunla ilgili. kendisine inanamamakla birlikte, kutluyorum efendim. sahte belgeyi tanıyamayan devletimize ve sahte belgeyi onaylayan şerefsiz ve açgözlü -hangisi açgözlü değil ki- noterimize selam ederim.
psikopat milli eğitim müdürünün eğitim anlayışına buyrun. neyse ki paçayı kurtardık liseden. hadi üniversitemiz de iyiydi hoştu. sıra ülkeden paçayı kurtarmakta. takılın abicim siz arınız balınız ve peteğinizle.
son olarak da, genel kültürümüzü şeeedelim diyerekten şuna da bakmakta fayda görüyorum. ispanyolca konuşulan ülkelerdeki "juan perez" ve "sultano" olaylarına dikkatinizi çekerim efenim, hastası oldum :) arapça/farsça konuşan ve/veya bunlardan aşırı derecede etkilenmiş ülkelerdeki "falan" hedesine de dikkat... sevgili memleketimizi de "sarı çizmeli mehmet ağa" başarıyla temsil ediyor. ancak eksik buldum çalışmayı. ahmet, mehmet, ali, veli, ayşe, fatma neredeler?
neyse.. gavurun anketi bu kadar olur diyor, sizleri -ortalama yaşam süremiz 90 olduğu için- ülkemizdeki ilerici ve refah yükseltici sosyal güvenlik sistemiyle başbaşa bırakıyorum. 65 yaşında açlıktan hep beraber ölücez en azından. (yani elli kere söyledik; salacan bunların üstüne dexter'ı, bak bakalım bi daa yapıyolar mı?! kapatsınlar ulan. yeter be bunların kazmalığından çektiğimiz! bakkalların yüzkarası dolandırıcı herif.. konuşmuyorum işte. demiyorum hiçbi şey. ne haliniz varsa görün.)
Saturday, March 1, 2008
dünyadan haberler:
efenim bi hastalık varmıştı, suya alerji hastalığısı. kabus gibin bişey. buyrunuz. (her zamanki gibi yorumlara dikkat lütfen, "xxx" öküzüne söyleyecek bişicikler bulamıyorum.)
ikinci haberimiz, benim gibileri çileden çıkartan hobbes amcanın kitabısı leviathan şeysi hakkat bulunmuş. deviz canavarıymıştı ya bu. tevrat ve incil'de de geçermiş tabii bu ikincil önemde bneim için. şu anda tek isteğim hobbes amcaya gidip "naaaaaabeeer? gebermiş senin leviathan, bi tek fosili kalmış" diyip nanik yapmak.
son haberimiz en bombası efendim.. "kuş çocuk" bulunmuş rusya'da!!! =)) yok, insan ve muhabbet kuşu kırması değil. ama sadece kuş dili konuşuyomuş. anası tam psikopat ama, kuş çocuktan ziyade onunla ilgilenilmeli. yine de önemli olduğunu düşünüyorum. birbirimizin dilini öğreneceğimize hayvanların dilini öğrensek pek çılgın şeyler yapabilirdik. en azından evi daha rahat derleyip toplardık ve yalnız kalmazdık.. neyse.. o haber de burda.
iyi haftasonları dilerim efenim.
ikinci haberimiz, benim gibileri çileden çıkartan hobbes amcanın kitabısı leviathan şeysi hakkat bulunmuş. deviz canavarıymıştı ya bu. tevrat ve incil'de de geçermiş tabii bu ikincil önemde bneim için. şu anda tek isteğim hobbes amcaya gidip "naaaaaabeeer? gebermiş senin leviathan, bi tek fosili kalmış" diyip nanik yapmak.
son haberimiz en bombası efendim.. "kuş çocuk" bulunmuş rusya'da!!! =)) yok, insan ve muhabbet kuşu kırması değil. ama sadece kuş dili konuşuyomuş. anası tam psikopat ama, kuş çocuktan ziyade onunla ilgilenilmeli. yine de önemli olduğunu düşünüyorum. birbirimizin dilini öğreneceğimize hayvanların dilini öğrensek pek çılgın şeyler yapabilirdik. en azından evi daha rahat derleyip toplardık ve yalnız kalmazdık.. neyse.. o haber de burda.
iyi haftasonları dilerim efenim.
Thursday, February 21, 2008
dininizi yamayın sevgili müminler, patlamış yine.
sevgili okurlar, konu din olunca pekçok insan pek bi hassaslaşıyor nedense. o yüzden pek bi uğraşıyorum kimseyi üzmemeye, kırmamaya. ama bazen "bedr'in arslanları" o kadar kazmalaşıyorlar ki, "bunları mı kırmaktan korkucam" diyorum.. önce buyrun tıkıldayıp okuyun...
şimdiiiiiiii, a kazma, sen bana inandığın tanrıyı bi zahmet tarif eder misin? tanımı gereği "tanrı" mükemmeldir ya hani; sen kalkmış, tanrının insanları eşit yaratmadığını, hele hele arapları diğerlerinden üstün yarattığını iddia ediyorsun. (araplar üstün di mi, güleyim bari..) cennetin dili arapça'ymış. tüh tüh.. nasıl anlaşcaz orda birbirimizle? hoş, "cennet" kadar sıkıcı bi yere yalvarsalar gitmem ya, arapçanızı buyrun siz öğrenin. mazallah, mümin kardeşlerle anlaşmayı bırakın, hurilerle anlaşamamak en beteri. muhtemelen sadece arapça biliyodur onlar. "evet işte böyle devam et!" filan diyemezsiniz, yazık olur. malum, kendisi bakire, eğitilmesi lazım. ama ölmeden önce arapça öğrenemeyenler üzülmesin, dil dile değmeden dil öğrenilmezmiş ya, tersten okursak, burda on yılda öğreneceğin arapçayı orda 1 yılda sökmek mümkündür herhal. e sonsuza kadar vaktin olması da cabası.
inandığın tanrı mükemmelliğin doruklarında belli ki. sanırım bi de erkek galiba. gay mi acep, öve öve bitirememiş hemcinslerini.. kadınlar da süs, temizlikçi, bakıcı, çocuk doğurucu/bakıcı, ...ikilip atılmak için ideal. kullan-at cinsinden. ama unutulmaması gerekir ki "kadınlarınıza arkadan yaklaşmayın". çok ayıp. ha bi de, paketi açılmış mamülleri satın almayınız. bilinçli tüketiniz.
sevgili yurdumdakiler dahil, bütün dünyadaki zengin müslümanlara da selam ederim. orucunu tutup senelik zekatını verdin mi 300 liralık? ooooohhh, bitti! daha ne olsun kardeşim? devam et sen bacağındaki pantolona, elindeki çantaya, ayağındaki ayakkabıya, kıçındaki dona milyarlar saymaya. nasılsa zekat verdin zaten, vicdanın rahat. "ben bu parayı mümin kardeşlerimi sömürerek kazandım" deme kendine de başkasına da. utanma hiç, yüzün kızarmasın şehir içinde hayvan gibi benzin yakan jiplere biniyosun diye. her şey insanlar için tabii ki, sömür. sömür herkesi, her şeyi. iyi ki varsın, hastayız sana. sen olmasan ne yapardık? kimin/neyin kurbanı olup da öbür taraftaki adaleti beklerdik? mazallah, biraz akıllı olsak en azından "lan kim öttürüyo bizi" derdik di mi? allah saklasın.
bu arada sen örtsene şu başını. o görünen her bir tel saçın yılan olup sokacak seni cehennemde. ben medusa'ya hastayım diye böyle şeediyorum. bi de cehennemde türkçe konuşuluyomuş.
mehmet paksu'yu tanımak için şuna;
mezarlıklardaki hayaletler ve cennetin sayko çocukları için buna tıkıldayınız.
ne demiş büyük düşünür zazie? "j'avance, avance à reculons"
(ilerliyorum mütemadiyen, geriye doğru)
şimdiiiiiiii, a kazma, sen bana inandığın tanrıyı bi zahmet tarif eder misin? tanımı gereği "tanrı" mükemmeldir ya hani; sen kalkmış, tanrının insanları eşit yaratmadığını, hele hele arapları diğerlerinden üstün yarattığını iddia ediyorsun. (araplar üstün di mi, güleyim bari..) cennetin dili arapça'ymış. tüh tüh.. nasıl anlaşcaz orda birbirimizle? hoş, "cennet" kadar sıkıcı bi yere yalvarsalar gitmem ya, arapçanızı buyrun siz öğrenin. mazallah, mümin kardeşlerle anlaşmayı bırakın, hurilerle anlaşamamak en beteri. muhtemelen sadece arapça biliyodur onlar. "evet işte böyle devam et!" filan diyemezsiniz, yazık olur. malum, kendisi bakire, eğitilmesi lazım. ama ölmeden önce arapça öğrenemeyenler üzülmesin, dil dile değmeden dil öğrenilmezmiş ya, tersten okursak, burda on yılda öğreneceğin arapçayı orda 1 yılda sökmek mümkündür herhal. e sonsuza kadar vaktin olması da cabası.
inandığın tanrı mükemmelliğin doruklarında belli ki. sanırım bi de erkek galiba. gay mi acep, öve öve bitirememiş hemcinslerini.. kadınlar da süs, temizlikçi, bakıcı, çocuk doğurucu/bakıcı, ...ikilip atılmak için ideal. kullan-at cinsinden. ama unutulmaması gerekir ki "kadınlarınıza arkadan yaklaşmayın". çok ayıp. ha bi de, paketi açılmış mamülleri satın almayınız. bilinçli tüketiniz.
sevgili yurdumdakiler dahil, bütün dünyadaki zengin müslümanlara da selam ederim. orucunu tutup senelik zekatını verdin mi 300 liralık? ooooohhh, bitti! daha ne olsun kardeşim? devam et sen bacağındaki pantolona, elindeki çantaya, ayağındaki ayakkabıya, kıçındaki dona milyarlar saymaya. nasılsa zekat verdin zaten, vicdanın rahat. "ben bu parayı mümin kardeşlerimi sömürerek kazandım" deme kendine de başkasına da. utanma hiç, yüzün kızarmasın şehir içinde hayvan gibi benzin yakan jiplere biniyosun diye. her şey insanlar için tabii ki, sömür. sömür herkesi, her şeyi. iyi ki varsın, hastayız sana. sen olmasan ne yapardık? kimin/neyin kurbanı olup da öbür taraftaki adaleti beklerdik? mazallah, biraz akıllı olsak en azından "lan kim öttürüyo bizi" derdik di mi? allah saklasın.
bu arada sen örtsene şu başını. o görünen her bir tel saçın yılan olup sokacak seni cehennemde. ben medusa'ya hastayım diye böyle şeediyorum. bi de cehennemde türkçe konuşuluyomuş.
mehmet paksu'yu tanımak için şuna;
mezarlıklardaki hayaletler ve cennetin sayko çocukları için buna tıkıldayınız.
ne demiş büyük düşünür zazie? "j'avance, avance à reculons"
(ilerliyorum mütemadiyen, geriye doğru)
Wednesday, February 13, 2008
my footsteps on earth
I'm an average city-dweller living in Istanbul. I thought I really care for our environment and planet earth. But if everyone was living like me, we'd need 2.2 planets in order to keep existing. Find out your results >>>
Tuesday, February 12, 2008
"The Revolution is Now"
herkes izle(t)meli ! / everybody should watch !
"the old appeals to racial, sexual and religious chauvinism to rabid nationalist fervor are beginning not to work. a new consciousness is developing which sees the earth as a single organism. and recognizes that an organism at war with itself is doomed."
carl sagan
Friday, February 8, 2008
kesik baş olayı
sır perdesi aralanıyoooooooorrrr!!! çok heyecanlıııııı!!!!! manyağımızı tebrik ediyor başarılarının devamını diliyorum. bakınız kendisi ne demiş:
"Ümmetin çocuklarını ebedi cehenneme sokmaktansa annemde olsa babamda olsa affetmem, kellesini gövdesinden ayırırım. Pişman değilim. Kendi irademle yaptım. Şeytan olduktan sonra annem değil babam olsa tanımam"
türkiye'de doğduğum için çok şanslıyım. dünyanın en eğlenceli ülkesinde yaşıyomuşum, haberim yokmuş. buyrnuz linkler:
http://haber.mynet.com/sayfali/yasam/Boyle-vahset-gorulmedi/06Subat2008/A0602134/0
http://www.hurriyet.com.tr/gundem/8185847.asp?gid=229&sz=51181
http://www.hurriyet.com.tr/gundem/8187630.asp?gid=229&sz=33055
"Ümmetin çocuklarını ebedi cehenneme sokmaktansa annemde olsa babamda olsa affetmem, kellesini gövdesinden ayırırım. Pişman değilim. Kendi irademle yaptım. Şeytan olduktan sonra annem değil babam olsa tanımam"
türkiye'de doğduğum için çok şanslıyım. dünyanın en eğlenceli ülkesinde yaşıyomuşum, haberim yokmuş. buyrnuz linkler:
http://haber.mynet.com/sayfali/yasam/Boyle-vahset-gorulmedi/06Subat2008/A0602134/0
http://www.hurriyet.com.tr/gundem/8185847.asp?gid=229&sz=51181
http://www.hurriyet.com.tr/gundem/8187630.asp?gid=229&sz=33055
Thursday, January 24, 2008
kayan bir yıldız daha...
29 yaşındaymış daha.. ölüm sebebinin aşırı dozda uyuşturucu olduğu sanılıyormuş.. ister istemez aklıma river phoenix geldi.. daha bir üzüldüm.
http://www.ntvmsnbc.com/news/433980.asp
Monday, January 21, 2008
hicap memleketi #1
güne son zamanlarda olduğu gibi korkunç bi paranoyayla başladım. memleketimden uzaktayken beni bir türlü bihaber bırakmamayı amaç haline getirmiş Böcük Samsa arkadaşıma el sallıyorum burdan. her allahın günü Türkiye'nin her türlü saçmalığını gözlerimin önüne sermese olmuyor. kazmaların elinde oyuncak olmuş memleketim.. aaah ah!..
birinci haberimiz "takkeli logoya soruşturma": efendim, Mersin Milli Eğitim Müdürlüğü'nün -kim bilir orda kaç ay kalmış- logosundaki elemanın takkeli olduğu ve sağdan sola okuduğu ortaya çıkmış. bence yanındaki kız çocuğunun başı bağlanmalıydı. 8 veya 9 yaşında gösteriyor zaten. namahrem!
ikinci haberimiz hiper-komik, "Allah'ın sıfatları sorusuna soruşturma": Kırıkkale'de 12 lise kendi aralarında seviye tespit sınavı yapmışlar, devamı şöyle:
"Sınavın Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi bölümünün 25'inci maddesinde yer alan ‘Allah’ın sıfatlarından hangisi yanlış açıklanmıştır?’ sorusunun cevap bölümünde ise ‘A) Deve, B) Sığır, C) Manda, D) Koyun’ şıklarının yer alması, Valilik ve İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından soruşturma başlatılmasına neden oldu." yorumsuz...
birinci haberimiz "takkeli logoya soruşturma": efendim, Mersin Milli Eğitim Müdürlüğü'nün -kim bilir orda kaç ay kalmış- logosundaki elemanın takkeli olduğu ve sağdan sola okuduğu ortaya çıkmış. bence yanındaki kız çocuğunun başı bağlanmalıydı. 8 veya 9 yaşında gösteriyor zaten. namahrem!
ikinci haberimiz hiper-komik, "Allah'ın sıfatları sorusuna soruşturma": Kırıkkale'de 12 lise kendi aralarında seviye tespit sınavı yapmışlar, devamı şöyle:
"Sınavın Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi bölümünün 25'inci maddesinde yer alan ‘Allah’ın sıfatlarından hangisi yanlış açıklanmıştır?’ sorusunun cevap bölümünde ise ‘A) Deve, B) Sığır, C) Manda, D) Koyun’ şıklarının yer alması, Valilik ve İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından soruşturma başlatılmasına neden oldu." yorumsuz...
Sunday, January 13, 2008
the museum of laziness
My dreams are coming true! "Laziness" is considered something serious now; something that people think about and, thus, question their lives. After reading all those books aand seing even "magazines" about idleness -which were produced mainly by tom hodgkinson (I mean the ones I read)- now, I saw the news about a museum in Colombia dedicated to idleness. (I won't die with my eyes open..!)
Anyway, the museum is in Bogota and (if you count on my spanish, which I don't speak) the exibition is until the 2nd of march. Go and see!!! =))

http://www.museodebogota.gov.co/programacion.php#header
http://www.anorak.co.uk/strange-but-true/179069.html
http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=243774&tarih=08/01/2008
Anyway, the museum is in Bogota and (if you count on my spanish, which I don't speak) the exibition is until the 2nd of march. Go and see!!! =))
http://www.museodebogota.gov.co/programacion.php#header
http://www.anorak.co.uk/strange-but-true/179069.html
http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=243774&tarih=08/01/2008
Sunday, December 23, 2007
Baykuş vs. Tavuk
efendim, gavuristan'da yapılan bir araştırmaya göre insanlar ikiye ayrılıyormuş -evet, bir kez daha ayırdılar: tavuklar (A grubu insanları, erken kalkıp erken yatanlar) ve baykuşlar (B grubu insanları, geç kalkıp geç yatanlar).
bu iki farklı türün sirkadiyen ritimleri farklıymış, yani yıllarca kendimizi boşu boşuna "iğrenç bi insanım ben, yine dersi kaçırdım bak, böhüüü" diye hırpalamışız. tamamen kontrolümüz dışı bir durum söz konusu yani. hoş, bu bir spektrummuş tabii.. insanların %90'ı arada bir yere düşüyormuş.
tabii bu durum akla hemen şu soruyu getiriyor: madem ben bir baykuşum, madem gündüzlerim ebleh ebleh etrafa bakıp nerede olduğumu çözmeye çalışmakla geçiyor; acı çekmemin sorumlusu kimdir/nedir? içinde yaşadığımız düzen, efendim. dünyanın ve hayatlarımızın içine eden o bir grup aklı-evvel yüzünden oluyor hepsi. hadi, anladık, eskiden gün ışığı çok daha önemliydi, kullandın kullandın, yoksa işler kalıyordu. e şimdi? ampul icat edileli kaç sene oldu...
bu resmen bir verimlilik sorunudur. bulduğunun suyunu çıkarmaya kilitlenmiş kapitalist düzene de terstir aslında. en yüksek verimi akşam saatlerinde alacağın bir elemanı niye gündüz gündüz işe getiriyorsun kardeşim? o da bütün gün kahve içerek uyanma bahanesiyle işleri savsaklıyor ve "gizli işsizlik" dediğimiz şey ortaya çıkıyor.
neyse işte, insanları böyle ikiye ayıran tipler yüzünden çıkar grupları filan oluşmaya başlamış "gelişmiş" ülkelerde. diyorlarmış ki, "biz B-grubu insanlarıyız, sabahları erken kalkamıyoruz, işe ve okula gitmek bizim için işkence; bu yüzden bizim gibiler için farklı bir uygulama başlatılsın, A'lar ve B'ler farklı zamanlarda işe ve okula gitsin." şimdiiii...... iyi tabii, güzel de.. ehem... bir kabusun yerine başka bir kabus konulmaya çalışılıyor. şöyle ki: işe üç saat geç giden adamı akşamleyin A'larla birlikte çıkarmazlar o ofisten. anlatabildim mi? bu sefer de -af buyrun ama- akşamlarımızın ve gecelerimizin içine etmeye çalışıyorlar.
en güzel çözümü ben buldum, beni niye dinlemiyorlar ki? B'lerin saatine göre işe gidip A'lara göre çıkalım. ne güzel işte. haftada üç gün çalışsak zaten yeter de, hadi onu geçtim, 5 x 5 yapalım biz bu işi. hayat bayram olsun! :))
şöyle buyrun: Were you born to snooze?
bu iki farklı türün sirkadiyen ritimleri farklıymış, yani yıllarca kendimizi boşu boşuna "iğrenç bi insanım ben, yine dersi kaçırdım bak, böhüüü" diye hırpalamışız. tamamen kontrolümüz dışı bir durum söz konusu yani. hoş, bu bir spektrummuş tabii.. insanların %90'ı arada bir yere düşüyormuş.
tabii bu durum akla hemen şu soruyu getiriyor: madem ben bir baykuşum, madem gündüzlerim ebleh ebleh etrafa bakıp nerede olduğumu çözmeye çalışmakla geçiyor; acı çekmemin sorumlusu kimdir/nedir? içinde yaşadığımız düzen, efendim. dünyanın ve hayatlarımızın içine eden o bir grup aklı-evvel yüzünden oluyor hepsi. hadi, anladık, eskiden gün ışığı çok daha önemliydi, kullandın kullandın, yoksa işler kalıyordu. e şimdi? ampul icat edileli kaç sene oldu...
bu resmen bir verimlilik sorunudur. bulduğunun suyunu çıkarmaya kilitlenmiş kapitalist düzene de terstir aslında. en yüksek verimi akşam saatlerinde alacağın bir elemanı niye gündüz gündüz işe getiriyorsun kardeşim? o da bütün gün kahve içerek uyanma bahanesiyle işleri savsaklıyor ve "gizli işsizlik" dediğimiz şey ortaya çıkıyor.
neyse işte, insanları böyle ikiye ayıran tipler yüzünden çıkar grupları filan oluşmaya başlamış "gelişmiş" ülkelerde. diyorlarmış ki, "biz B-grubu insanlarıyız, sabahları erken kalkamıyoruz, işe ve okula gitmek bizim için işkence; bu yüzden bizim gibiler için farklı bir uygulama başlatılsın, A'lar ve B'ler farklı zamanlarda işe ve okula gitsin." şimdiiii...... iyi tabii, güzel de.. ehem... bir kabusun yerine başka bir kabus konulmaya çalışılıyor. şöyle ki: işe üç saat geç giden adamı akşamleyin A'larla birlikte çıkarmazlar o ofisten. anlatabildim mi? bu sefer de -af buyrun ama- akşamlarımızın ve gecelerimizin içine etmeye çalışıyorlar.
en güzel çözümü ben buldum, beni niye dinlemiyorlar ki? B'lerin saatine göre işe gidip A'lara göre çıkalım. ne güzel işte. haftada üç gün çalışsak zaten yeter de, hadi onu geçtim, 5 x 5 yapalım biz bu işi. hayat bayram olsun! :))
şöyle buyrun: Were you born to snooze?
Subscribe to:
Posts (Atom)
"Hayatımızdaki en önemli olaylar biz orada yokken olur." - Salman Rushdie
