bi yaşıma daha girdim: salsa öğrenmeye başladım bordum'un sıcak akşamlarında. çok çılgın bi dansmış, pek süpermiş. ancak içinde bulunduğum ortamda bu işe girişmek ve bunda tek olmak kolay değil, aleme rezil olmuşum haberim yokmuş. muhtelif olayları sıralayayım:
geçen gün ali hocayı bekliyodum sinema salonunun önünde (evet, açıkhava sinemasının sahnesinde kıvırtmaya çalışıyorum) bi kadın gelip "salsa kursu yok mu burda" diye sorunca "evet var, hatta ben de hocayı bekliyorum" dedim; ama demez olaydım. kadın beni şööööyle bi süzdü baştan aşağı ve sanırım içinden "hadi canım sen de" dedi. burdan o kadını pisliyorum. yazık günah kardeşim! tombalak insanlar salsa yapamaz mı üleyn!
salsa dersinden hemen sonra çocukların suratlarına kelebek çizip salak müziklerde dans ettiği bir etkinlik daha olduğu için kampın bütün çocukları da beni tanıdı hayırlısıyla. evvelsi gün minik kızın teki diskoda yanıma gelip "sen salsadaki ablasıııııın!" demez mi.. tombalak dansçı olarak çocukların sevgülüsü oldum sanırsam.
eh malum, ayaklarım beni anca taşıyor. bi de "dans edin" komutu verdiğimde "hadi len" diyip takmıyorlar. zorladım azcık kendilerini ve cevabımı aldım. bileğimi burktum hafiften. o geceyi ayağımın üzerine basmayarak atlattım ve sabah doktora gittim. salsadan burkulduğunu söylemeye utandım haliyle, adam bana demez mi "e kızım psikopat mısın!" neyse... doktor muayene etti, oraya buraya bastırdı. sonra da merhem verdi ve sarmamı önerdi. teşekkür edip kapıdan çıkıyodum kiiiiii "salsadan olmuş olmasın" demez mi?! "aman tanrım! aleme rezil oldum!" depküsünü veriveedim.
e tabii bir de ali hocanın üzerimdeki baskısını söylemem lazım. adam mütemadiyen benimle gırgır geçmekte. "bir öğrencim var, on öğrenciye bedel" demekte mesela. çok yakında ayağına bi temiz basmayı düşünüyorum, görsün gününü. ama ona da yazık tabii.. zavallı adam, ilk gün hayatının gafını yaparak "kollarını sağlam tut, çektiğimde sallanmasın" diyiverdi ve sonradan gördü ki bu sefer döndürmek için kolumu kaldırmaya çalıştığında kol kalkmıyor! artık ne kadar içselleştirdiysem öğüdünü, milim kıpırdatmıyorum. tabii o yukarı kaldırmaya çalıştıkça ben aşağı çekiyorum gayriihtiyarı ve her dans "şu kolunu serbest bıraksana" isyanlarıyla bölünüyor. yakında vinç getirecekmiş kolumu kaldırmaya. elli kere özür diliyorum ama yine de olmuyor olmuyor olmuyor! tabii bi de "ne biçim kadınsın sen, kırıtsana biraz" demesi dokunuyor. naaapıyım karrrdeşim! senin de kıçın bu kadar büyük olsa biraz düşünürsün yani sallamadan önce. neyse.. ufaktan ona da dikkat etmeye başladım. sonuç olarak, dört günde epey ilerleme kaydettim. umarım bugün temel adımlarım (hocanın tabiriyle) oturmuş olur da kombinasyon çalışırız. (ay bi de bi nike reklamından bahsedip duruyo çok süper dans eden tombik bi hatun varmış.. onu arıyorum fellik fellik)
her ne kadar olaylı devam etse de salsa süper bi şeymiş. (en başta da yazdım di mi bunu?) rosalinda eşliğinde 1, 2, 3; 5, 6, 7 diyerekten kıvırınca çocukluğuma da döndüm netekim.
Showing posts with label tatil/holiday. Show all posts
Showing posts with label tatil/holiday. Show all posts
Sunday, June 29, 2008
Tuesday, June 24, 2008
cien tatilde
birkaç saat önce bodrum'a ulaştık.. özel eğitim merkezi'ndeki motelimize de yerleştik. ve hiper-sıcak olduğu için klimasız bir internet kafeden bildiriyorum.
cuma sabahı istanbul'dan (tabii ki olaylı) bir çıkışın ardından öğleden sonra urla'ya vardık.. bildiğiniz köy. bülent bey'in pansiyonunda kaldık üç gece, cehennem gibiydi. hayatımda bu kadar pis bir odada uyumak zorunda kalmamıştım. ama urlayakınlarındaki çeşmealtı'ndaki ucuz pazardan altığımız (entel dantel) şile bezi pantolon ve gömlekler, yolluca kampında takılmalar, denize girmeler ve kavrulmalar, ve güzelçamlı - dilek yarımadası milli parkı - efes gezimiz pek hoştu. cuma günkü maçı da yolluca'da izledik. ilk 90 dakikayı saymazsak hayatımd aizlediğim en iyi maçlardandı :) çığlık atmaktan boğazımız şişti (destekliyorum milli takımı, suç mu leyn!)
dün de bülent'ten kaçıp yol üstünde priene'ye de uğrayıp didim'e gittik. içimiz dışımız antik uygarlık oldu, destekliyorum hepsini. didim ayrı bi güzellikti tabii. nemsiz ve sıcak, tam yaz mekanı. hiç terlemeden bunalmadan takıldık. (urla'ya soğuk bile denebilir hatta :)) pek şeker bi otele girdik burda da, uyuduk uyandık yedik içtik sıçtık af buyrun. şazime hanım ve serkan-sercan kardeşler sayesinde pek güzel geçti. sabah da denize girdik. aman tanrılarım! o ne güzle deniz öyle! sanırım hayatımda gördüğüm en güzel sahil ve denizdi. (tamam ege de işte anlayın siz) gelecek seneki tatil programıma dilek yarımadası'nı ve didim'i aldım vallahi. bakalım artık..
şimdi de gidip denize nazır bir kafede soğuk kolamı felan yudumliciim.
cuma sabahı istanbul'dan (tabii ki olaylı) bir çıkışın ardından öğleden sonra urla'ya vardık.. bildiğiniz köy. bülent bey'in pansiyonunda kaldık üç gece, cehennem gibiydi. hayatımda bu kadar pis bir odada uyumak zorunda kalmamıştım. ama urlayakınlarındaki çeşmealtı'ndaki ucuz pazardan altığımız (entel dantel) şile bezi pantolon ve gömlekler, yolluca kampında takılmalar, denize girmeler ve kavrulmalar, ve güzelçamlı - dilek yarımadası milli parkı - efes gezimiz pek hoştu. cuma günkü maçı da yolluca'da izledik. ilk 90 dakikayı saymazsak hayatımd aizlediğim en iyi maçlardandı :) çığlık atmaktan boğazımız şişti (destekliyorum milli takımı, suç mu leyn!)
dün de bülent'ten kaçıp yol üstünde priene'ye de uğrayıp didim'e gittik. içimiz dışımız antik uygarlık oldu, destekliyorum hepsini. didim ayrı bi güzellikti tabii. nemsiz ve sıcak, tam yaz mekanı. hiç terlemeden bunalmadan takıldık. (urla'ya soğuk bile denebilir hatta :)) pek şeker bi otele girdik burda da, uyuduk uyandık yedik içtik sıçtık af buyrun. şazime hanım ve serkan-sercan kardeşler sayesinde pek güzel geçti. sabah da denize girdik. aman tanrılarım! o ne güzle deniz öyle! sanırım hayatımda gördüğüm en güzel sahil ve denizdi. (tamam ege de işte anlayın siz) gelecek seneki tatil programıma dilek yarımadası'nı ve didim'i aldım vallahi. bakalım artık..
şimdi de gidip denize nazır bir kafede soğuk kolamı felan yudumliciim.
Subscribe to:
Posts (Atom)
"Hayatımızdaki en önemli olaylar biz orada yokken olur." - Salman Rushdie